• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Üyelik Girişi
Site Haritası
IP ADRESİNİZ
ip adresi

Erhan EKİCİ

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TOSYA TARİHİNE ve MİMARİSİNE (CAMİLER-TÜRBELER-HAMAMLAR) KISA BİR BAKIŞ

 

 

GİRİŞ

Anadolu’nun her köşesi olduğu gibi Karadeniz bölgesi de yerleşim bakımından uygunluğu bakımından dikkat çekicidir. Bu bölgede yer alan Kastamonu sınırları içinde bulunan ve bugün Kastamonu’nun bir ilçesi konumunda olan Tosya, eski çağlardan bu yana yerleşimin görüldüğü bir alandır.

Tosya çevresinde Selçuklular, Candaroğulları  ve nihayet Osmanlılar döneminde bir takım imar faaliyetlerinde bulunulmuştur. Şöyle ki bu dönemlerden günümüze kadar gelebilmiş olan eserleri incelediğimiz zaman genellikle dini yapılar olması dikkat çekicidir. Burada ecdadımızın dini felsefesinin ne kadar kuvvetli olduğunu ve dünya malına heves yerine ahret yoluna, hak yoluna hizmet etmeye gayret ettiklerini söylemek yanlış olmaz. Esasında daha bu felsefe en eski Türk inanışlarında ve hâkimiyet düşüncesi olan cihan hâkimiyeti mefkûresinde de yer almaktaydı. Bu mefkûrede İslam öncesi Gök tanrı dini Türk’ün hâkimiyetinin uzandığı bölgelerde hâkim olması amaç edinilmişken, İslamiyet’ten sonra özellikle bu dinin koruyuculuğunun büyük Selçuklu devletine geçmesinin ardından Selçuklular bu dinin bayraktarlığını yapmak için gayret göstermişler ve hâkim oldukları alanlarda dinin yayılması için önemli dini kurumlar inşa ettirmişlerdir. Şunu belirtmek gerekir ki Anadolu’nun sadece belirli bölgelerinde değil en ücra köşelerinde dahi yani taşralarda da bu hizmetlerin yürütülebilmesi için gerekli çalışmalar dönemin devletlerinin görevlendirmeleriyle veya bir takım müritlerin önderliğinde yürütülmüştür. Konum itibariyle Tosya ya baktığımızda önemini bugün dahi korumaktadır. Geçiş yolları üzerinde bulunması hasebiyle sadece ticari açıdan değil diğer açılardan da aynı şekilde gelişme kaydetmiştir. Zaten ticarette gelişen şehirler her zaman mamur olmuşlar ve dikkat çekmişlerdir. Bugün Kastamonu sınırlarında bulunan Tosya ilçesi hakkında pek az şey bilinmektedir. Sadece diğer illerde değil çevre ilçelerde dahi bu ilçe hakkında bilgisi olmayanların sayısı hiç de önemsenmeyecek derecede değildir.

Ben de bu çalışmamda aslen memleketim olan Tosya ilçesi hakkında çeşitli yönleri ile malumat vereceğim. Elimizdeki belgelerin azlığı çalışmalarımı zorlaştırsa da mevcut belgeler ışığında şehrin konumu, iklimi, dini mimari özellikleri gibi konular hakkında bir takım bilgiler arz etme gayretine girdim ve bunun neticesinde bu makaleyi kaleme aldım.

 

A)     KISACA TOSYA TARİHİ

 

1) Dünden Bugüne Tosya

Tosya’nın ilkçağ tarihiyle ilgili kesin bilgiler bulunmamaktadır. Yalnız M.Ö 1100-700 yılları arasında Paphlagonia bölgesi olarak bilinen Kastamonu ve çevresinde tarihi İpek Yolu üzerinde kurulmuş bir şehirdir. “Ptolemaios’un yazdığına göre (544) Tosya’nın ilk adı Zoaka’dır. Bizanslılar çağında Doceia, Anadolu’nun fethinden sonra Tresia (üç pınar), daha sonra da Tosya olmuştur. Tosya’nın ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu bilinmiyor. Ancak yapılan araştırmalar ve tarihi buluntular, bu ilçenin en az 3 bin yıllık bir geçmişe sahip olduğunu göstermektedir.

Tosya’ya ilk yerleşenler, Sümerlerin son zamanlarında Mezopotomya’dan gelip Ilgazlar’la Karadeniz arasına egemen olan Gasgaslar’dı. Hitit kralı Mürşil’in Gasgas egemenliğinin yıkılışından (M.Ö 1330) sonra bu belde sırasıyla Hititler (M.Ö 1330-1200), Frikler (M.Ö 1200-700), Kimmerler (M.Ö 700-584), Lidyalılar (M.Ö 584-546), İranlılar (M.Ö 546-332), Yunanlılar (M.Ö 332-200), Galatyalılar (M.Ö 200-120), Pontuslar (M.Ö 120-104), Bitinyalılar (M.Ö 104-64), Romalılar (M.Ö 64- 395), Bizanslılar (M.Ö 395-1215).”[1] Yine M.Ö IV. yüzyılda Büyük İskender Anadolu’nun büyük bir kısmıyla Kastamonu ve çevresini de egemenliği altına almıştır.

Tosya’nın Mermerdirek ve Yazıçam bölgelerinde Bizans dönemine ait kalıntıların bulunması buraların ilk yerleşim bölgelerinin olduğunu akla getirmektedir. Aynı bölgelerde bulunan mermer direklerinin varlığı bu iki bölgede kilisenin olduğu daha sonra ise Türklerin fetih gayelerine uygun olarak camiye çevrildiği anlaşılmaktadır. Bugünkü Tosya’nın yerleşim yerine bakıldığında dağların birleştiği tarım ve hayvancılığa elverişli uygun oluşu buranın yerleşim yeri olmasında etkili olmuştur. Bu açıdan bakıldığında günümüz Tosyası’nın Türkler tarafından iskan edildiği söylenebilir.

Tosya’da, özellikle köy yer adlarının Kayı, Karkın, Avşar, Kınık, Bayat, Çepni gibi Türk boy isimlerinden gelmesi bölgeye Oğuzların hakim olduğunu göstermektedir. Türkler Anadolu’ya ilk defa Hunlar zamanında gelmişler daha sonra Müslümanlığı kabul eden Türk beyleri İslam ordularıyla Anadolu’daki gaza faaliyetlerine katılmışlardır. Önemli Türkmen beyleri Anadolu’da fetihler yaparak birçok şehri ele geçirmişlerdir. Bizans ise karşı taarruza geçmiştir.

Anadolu’nun tamamen Türk kontrolüne geçmesi 1071 Malazgirt zaferinden sonra olmuştur. Bu zaferden sonra artık Türkler burada kalıcı olmak için fetih hareketlerine girişeceklerdir. Bizans’ın Malazgirt’te yenilmesiyle Türkler kısa sürede Üsküdar önlerine kadar gelmişlerdir. Tosya’nın fethi de bu yılları takriben XI. yüzyılın sonlarında olmuştur. Bu yıllarda Çankırı’yı ele geçiren Emir Kara Tekin Sinop, Kastamonu ve Çankırı’da hüküm sürmüştür. Tosya’da ilk defa bu yıllarda Türk hâkimiyetine girmiştir. 1. Haçlı Seferi’nin başlaması üzerine bölge uzun yıllar Türk-Bizans mücadelesine sahne olmuştur.

2) Selçuklular ve Beylikler Döneminde Tosya

“Büyük Selçuklu sultanı Tuğrul Bey zamanında başlatılan Anadolu fethi, Alpaslan’ın Malazgirt zaferinden (1071) sonra hızla devam ettirildi. Bu arada, Anadolu’nun fethi ile görevlendirilen değerli komutanlardan Danişment Gazi Gümüştekin’e de Sivas ve çevresinin alınması görevi verilmişti. Fakat Gümüştekin, 1105’te Kastamonu ve çevresini Bizanstan aldığı zaman, Tosya henüz Türklerin eline geçmemişti. Buranın fethi ancak 1215’te Selçuklu komutanlarından Hamza Bey (Hamza Baba) tarafından gerçekleştirildi. Bu zat Anadolu’nun fethine katılan Horasanlı bir alp-eren olup, halen Hıdırlık eteğinde kendi adıyla anılan türbesinde yatmaktadır. Tosya’nın ahalisi, işte Hamza Baba ile birlikte Horasan’dan gelip Anadolu fethine katılan Türk oymaklarıdır.”[2]

3) Beylikler Döneminde Tosya

1291 yılına gelindiğinde Anadolu Selçuklu devlet adamı olan Şemseddin Yaman Candar’a Kastamonu ve yöresi ikta olarak verilmişti. Böylelikle Tosya ve yöresinde Candaroğulları hakimiyeti başlamış oldu. Beyliğin başına Süleyman Paşa geldiğinde Kastamonu ile birlikte Tosya’da İlhanlı egemenliğine (1335’e kadar) geçmişti. Süleyman Paşa’dan sonra yerine geçen oğlu İbrahim Bey döneminde bölge İlhanlı egemenliğinden çıkmış oldu. İbrahim Bey’den sonra Candaroğullar’ı beyleri arasında bir süre çekişmeler devam etmiştir. Bu çekişmeler arasında II. Süleyman Paşa, Osmanlı padişahı I. Murat’ın yardımıyla 1308’de beyliğin başına geçti. Yalnız Süleyman Paşa, Yıldırım Bayezit’in padişahlığı döneminde Osmanlı’ya karşı Kadı Burhaneddin ile anlaşma yoluna gitmiş ve Osmanlı-Karamanlı savaşında da Karamanoğulları’nı desteklemesi üzerine Yıldırım Bayezit Kastamonu’yu fethetmiştir. Timur’un Anadolu hakimiyeti için 1402 Ankara Savaşında Yıldırım Bayezit’i yenmesiyle Osmanlı’nın eline geçen bazı beylikler yeniden kendilerini toparladılar. Böylelikle İsfendiyar Bey’de Kastamonu’da Candaroğullar’ı Beyliği’nin bağımsızlığını yeniden ilan etmiş oldu. İsfendiyar Bey, 1414 Karaman ve 1416 Eflak seferlerinde Osmanlı’ya askeri yardımda bulunmuştur. İsfendiyar Bey’in oğlu Kasım Bey ise Osmanlı’ya başvurarak Tosya, Çankırı ve Kalecik’in kendisine tımar olarak verilmesini istemiş ve bu isteği kabul görülerek bu yerler Kasım Bey’e verilmiştir.

“II. Murat’ın Osmanlı tahtına geçtiği sırada İsfendiyar kaybettiği toprakları geri aldı. Ancak, Bolu yakınlarında yapılan savaşta İsfendiyar Bey yenildi Kastamonu ve çevresi Osmanlı’ya geçti. Bundan sonra İsfendiyar Bey, Osmanlılarla dost geçindi ve torununu da II. Murat’a vererek akraba oldu.”[3] İsfendiyar Bey öldükten sonra yerine sırasıyla Tosya’daki Vakıf Hamamı’nı yaptıran Tacüddin İbrahim Bey, Kemalüddin İbrahim Bey, bir süre sonrada İsmail Bey beyliğin yönetimini ele aldı.

Fatih, İstanbul’un fethinden sonra Anadolu birliğini kesin suretle kurmak üzere Trabzon seferini başlatmıştı. Bu seferin anlamını çok iyi bilen İsmail Bey Sinop’a çekilerek karşı koymaya çalıştı. Fakat daha sonra bu düşüncesinden vazgeçerek Kastamonu ve çevresini savaşsız olarak Osmanlı’ya bırakmıştır.

4) Osmanlı Döneminde Tosya

Tosya, 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından kesin olarak Osmanlı idaresine katılmıştı. Tosya, aslında fiili olarak Çelebi Mehmet’in hükümdarlığı döneminden itibaren Osmanlı idaresi altında bulunuyordu. Tosya’nın Osmanlı idaresindeki yönetimi 1461’den sonra başlar. Çünkü Fatih dönemiyle birlikte Anadolu’daki parçalanmışlık son bulmuş Anadolu birliği sağlanmaya başlamıştır.

“Osmanlı yönetimiyle birlikte Kastamonu sancak haline getirilmiş, sancak beyi olarak da İsmail Bey’in kardeşi Kızıl Ahmet Bey atanmıştı. Bundan 2 sene sonrada Fatih’in 9 yaşındaki oğlu Cem Sultan, altı yıl süreyle sancak beyliği göreviyle Kastamonu’ya gönderilmiştir. Tosya ise bu dönemde Kastamonu sancağı sancağına bağlı bir Kadılık idi.”[4]

 Osmanlı idaresinde 460 sene kalmış olan Tosya, herhangi bir istilaya uğramadığı gibi büyük savaşlara da sahne olmamıştır. Lakin iç karışıklıklardan etkilenmiştir.

XVII. yüzyılda Tosya’yı Evliya Çelebi ünlü seyahatnamesinde şöyle anlatmaktadır:  Çelebi Sultan Mehmet Han fethetmiştir. Subaşısı vardır. Yüz elli akçelik kazadır. Mamur nahiyeleri vardır. Yeniçeri serdarı, sipahi kethüda yeri, nakibüleşrafı, şeyhülislamı, âyân ve eşrafı vardır ki Türkistan şehirlerindendir. Âyân ve uleması çoktur. Şehir yüksek bir yerde, üç bin kadar tahta ve kiremit örtülü, sırf tahta ile yapılmış eski usul evlerden meydana gelmiştir. Birçok bağ ve bahçeleri vardır. On bir mahalle ve yirmi bir mihraptır. Yedi han ve hamamları, üç yüz kırk dükkân ve kahvehaneleri, bir de demir kapılı kâgir yapılı Pazar yeri vardır ki, her şey bulunur. Fakat halkının işi muhayyacı dokumaktır. Onun için bedesten de fazla muhayyer alınır satılır. Kozlu ve leblebili helvaları beğenilir. Tatlı kutu bozası beyaz süt gibidir ve çok meşhurdur. Havası ağırdır. Halkı Türk ve son derece garip dostu kimselerdir. Şehir dışında ve yeşillik bir yerde Şit Baba türbesi yol üzerinde ve herkesin ziyaret ettiği bir yerdir.

Rumi 1250 (1830) tarihine rastlayan nüfus kayıtlarına göre bugünkü Tosya kazası sınırları içinde Tosya ve Saz olmak üzere iki yerleşim biriminin olduğu gözükmektedir.

1882 Osmanlı nüfus sayımına göre Tosya’nın toplam nüfusu 35.500’dür. Bunların içinde Müslüman nüfus çoğunluktayken diğer kesimi de Rum Ortodokslar oluşturmaktadır. Ermeni nüfustan söz edilmemiştir.

1893 tarihli Vilayet Salnamesi’nde Tosya’da 24.875 kişinin yaşadığı, bunun 545’ini Rum Ortodoks, 57’sinin de Ermeni olduğu bildirilmektedir.

 

B) TOSYA MİMARİLERİ (CAMİLER, TÜRBELER ve HAMAMLAR)

Tosya’da Candaroğullar’ı devrine ait cami yoktur. Osmanlılar çağında yapılmış şu camiler vardır.

1) Celal Bey Camii

Kadı Celal Bey tarafından 1491-1516 tarihleri arasında yaptırılmıştır. Camiatik mahallesindedir. Birçok değişikliğe uğramıştır. 1943 depreminde minaresi yıkılmıştır. “Tosya’nın köklü ailelerinden Molla Oğulları’ndan sonra caminin her türlü bakım onarım işini Bardak Oğulları üstlenmişler ve bu yüzden dolayı bir dönem bu cami “Molla Camisi” adıyla anılmış bazen de “Bardo Camisi” denilmiştir.”[5] 1960 ve 1968 senelerinde iki kez köklü tamir geçiren cami 1971’de yıkılarak yeniden yapılmıştır.

2) Ulu Camii

Tosya’nın en eski camilerinden biridir. “Hicri 930, miladi 1523 yılında Tali Bey adında bir hayırsever tarafından yaptırılmıştır.”[6] İkinci dünya savaşı yıllarında buğday deposu olarak kullanılmıştır. 1943 depreminde tamamen yıkılmıştır. Daha sonra yeniden inşa edilmiştir.  Camiatik mahallesinde bulunmaktadır.

3) Yeni Camii (Abdurrahman Paşa Camii)

Maraşlı Abdurrahman Paşa tarafından hicri 992, miladi 1584 yılında yaptırılmıştır. 1943 depreminde büyük ölçüde zarar görmüş, minaresi yıkılmış ve daha sonra yeniden restore edilmiştir. Hacı Kemal mahallesinde bulunmaktadır.

“Altı tane yuvarlak mermer sütunlu, beş hafif kemer ve beş kubbeli son cemaat yeri vardır. Kapısının üzerinde istalaktidli zengin bir niş ve bunun etrafında aynı mermerlerden yapılmış silmeler vardır. Nişin altında şu kitabe bulunmaktadır:

Abdrurrahman paşa ol âli himem

Eyledi bir cami-i alâ bina

Ruhuna versin fethu zafer

Menba-ı nûr mecma-ı ehl-i nazar

Keşfedüp ana cemal-i pakini

Oldu itmamı için tarih ona

Nur-i sübhan eylesün anda eser

Lam lafzı sadr-ı safa ayn-i hayr.

992, 1.20 x 0.40 Ketebe elhakir İbrahim bin Hayder.

Bu kitabeden caminin (992 H. 1584 M.) yılında Maraşlı Abdurrahman Paşa tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır.”[7]

“Topoğrafik konumu açısından çevreye hakim bir noktada bulunan ve Mimar Sinan döneminin merkezi planlı camileri arasında yer alan yapının duvarları kesme taş ve tuğla ile örülmüş, üzeri dört yarım kubbe sistemiyle örtülmüştür.”[8]

Vakıfların malı olan cami plan, inşa tekniği ve insan üzerinde bıraktığı tesir dolayısıyla mimari kıymeti önem arz etmektedir.

4) Şeyh İsmail Rumi Camisi

Hocaimat Mahallesinde Şeyh İsmail Rûmi tarafından kesin olarak bilinmemekle XVI. yüzyılın sonlarında yapılmıştır. 400 seneye yakın bir tarihi bulunmaktadır.

“Şeyh İsmail Rûmi camisine Tosya’da “Tekke Camisi” denilmesi bu caminin aynı zamanda Kadiri Tekkesi olarak kullanılmış olmasındandır.”[9] Caminin bakım ve dini hizmetleri yüzyıllarca Şeyh İsmail Rûmi soyunun Tosya kolundan olan torunları tarafından yürütülmüştür.

5) Hocaimat Camii

Fevzipaşa mahallesinde bulunmaktadır ve ahşaptan yapılmıştır. 1828’ de yandığı anlaşılmaktadır. Caminin geniş bir bahçesi ile 60 tonluk yangın havuzu ve çeşmesi bulunmaktadır. Bugünkü hali 1943 depreminden sonra yapılmış halidir. Camii, bilenen tarihi içerisinde dört kez yeniden inşa edilmiştir.

 

6) Pazar Camii

Tosya’da eski dönemlerde yapılmış olup günümüze kadar gelebilen iki camiden biridir. Buna rağmen kubbe ile minaresi çeşitli hasarlar nedeniyle değişikliğe uğramıştır. 1030 hicri, 1620 miladi yılında Hacı İsmail Ağa adında bir hayırsever tarafından yaptırılmıştır. “Tapu kayıtlarına göre camiye ait 15 dükkan 1939-1940 arasında şahıslara satılmak suretiyle tasfiye edilmiştir.”[10]

Duvarları moloz taşındandır. Kapı üzeri birbirine geçmeli yuvarlak kemer şeklindedir. Mihrabı istalaktidlidir. Minaresi 1943 depreminden sonra yeniden yapılmıştır. “Binanın köprüye bakan köşesinde taş örgü içine yerleştirilmiş bulunan el içi büyüklüğündeki beyaz taşın Mekke’den getirildiği söylenmektedir.”[11]

7) Hamza Baba Türbesi

Halk arasında “yeşil örtülü” diye de bilinir. İbniselim mahallesinin Hıdırlık mevkiindedir. Türbe iki katlı bir binadır. Etrafı mezarlıktır. Hamza Baba 1215 yılında Horasan’dan Türk oymaklarıyla buraya gelip yerleşmiştir.

8) Murat Baba Türbesi

Türbe eski bir yerleşim yeri olan Acıkavak’tadır. Yüksek bir tepenin yamacında bulunur. Karşı tarafında Osmanlılardan kalma bir hamam kalıntısı deredeki kavakların arasında “asa suyu” denilen şifalı bir su bulunmaktadır. Türbe daha çok yağmur duası, mevlit ve şifalı su için ziyaret edilmektedir. Tosya’ya uzaklığı yürüyerek bir buçuk saattir.

9) Hacı Dede Türbesi

“Bu türbe, Tekke diye anılan Hacı Dede Camisi’nin batı avlusundadır. Oldukça geniş bir mezarlığı içine alan türbede birçok bilgin, mutasavvıf, şeyh ve dervişin mezarı vardır.”[12]

10) Şeyh Nasuh Türbesi

Zeyniye tarikatının büyüklerindendir. Tosya’da doğmuştur fakat hangi tarihte doğduğu bilinememektedir. Küçükçay üstünde, oğlu Abdülmecit Efendiye ait Mecit Efendi türbesinde yatmaktadır. Türbesi çok ziyaret edilen yerler arasındadır. Şeyh mahallesinin adı da buradan gelmektedir.

 

 

11) Cünûni Baba Türbesi

Türbe Çatalkaya’dan Kaleyakası bağlarına inen yol üzerindedir. Şehirden uzaklığı yürüyerek yarım saattir. Bakımsız olan türbede okunabilen tarihine göre hicri 978 miladi 1570 yılında vefat ettiği anlaşılmaktadır.

“Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde şehrin dışında çimenlikler içinde Şit Baba ziyaretgâhı var dediğine göre bu ziyaretgâhın Cünûni Baba türbesi olması gerekir. Zira, yer tarifi bu mevkii tuttuğu gibi, o isimde başka bir ziyaretgâh mevcut değildir.

Öteden beri halk arasındaki inanışa göre Cünûni Baba çok “keskin” bir evliyadır. Türbesine “Cinönü” denilmesi de bundan olsa gerek… O’nun, Ilgaz dağlarında yatan Benli Sultan ile kardeş olduğu, bir savaşta şehit düşerek buraya gömüldüğü rivayeti de daima anlatılanlar arasındadır.”[13]

12) Şeyh İsmail Rûmi Türbesi

Anadolu’nun sayılı evliyalarındandır. Tosya’da 1550 yılları civarında doğduğu düşünülmektedir. Pek çok kerameti görülmüştür. “Tosya’dakiler dahil, Anadolu ve İstanbul’da kurduğu kadiri hane sayısı 48’dir. Bunların içinde özellikle Tophane’deki kadirihane en büyüğüdür.”[14]

Rumi 1631 tarihinde İstanbul’da vefat etmiş ve Tophane’deki dergahının bahçesine gömülmüştür.

 13) Şeyh İsmail Rûmi (Tekke) Hamamı

“Halk arasında genellikle Tekke Hamamı olarak bilinmektedir. Hicri 1053 yılında vefat eden Şeyh İsmail Rumi tarafından yaptırılmış ve aynı yerdeki camisine vakfedilmiştir.

Hamamın içinde göbek taşının hemen yanındaki “Şeyh kurnası” denilen oda ile dış salonda taştan yapılmış ve ağzından su akan aslan başı dikkat çeker. Bu aslan başının üzerinde bir de kılıç vardır. İlk kez hamama gelen çocuklara, sözü kılıç gibi keskin olsun diye bu kılıç üzerinden su dökülür.”[15]

14) Çifte Hamam

“Hamam Abdurrahman Paşa Camisinin güney duvarı bitişiğindedir. Mevlana Salahaddin adlı bir hayır sahibi tarafından yaptırılmış ve cüz okuma ile âlimlere vakfedilmiştir. Yapıldığı tarih kesin olarak bilinememektedir.

Hamam vakıfların tasarrufundadır. Binanın mimari durumuna göre hüküm vermek lazım gelirse on altıncı yüzyılın sonlarında yapıldığı tahmin edilebilir.

Adından da anlaşıldığı gibi Çifte Hamam, birbirinin benzeri, birleşik iki hamamdan oluşur. Hamamın biri erkek diğeri kadınlar tarafından kullanılmaktadır. Çifte Hamam dört kubbeli ve 936 metrekarelik bir alana sahiptir. Altısı açık, on ikisi kapalı on sekiz yıkanma yeri ve toplam otuz iki kurnası vardır.”[16]

15) Küçük Hamam

“Hamamın yapılış tarihi belli değildir. Plan ve mimari durumu bu yönünü aydınlatmamaktadır.

Tali Bey camiinin evkafından olduğu rivayet edilir. Pınarbaşı mahallesi hududları içerisinde yer alan hamam, Vıkvık Hamamı adıyla da bilinir.

Küçük Hamam 1971 yılında restore edildi. Ve Ocaklıoğlu Hamamı adını aldı. Günümüzde faal olan hamam Ağacık Hamamı ismiyle işletilmektedir. Tek kubbeli hamamın alanı 352 metrekaredir. Hamamda ikisi açık, yedisi kapalı, dokuz yıkanma yeri ve toplam on dört kurnası vardır.”[17]

 

SONUÇ

            Kastamonu çevresinde dahi hakkında çok az malumat bilinen Tosya ilçesi, bu çalışmada mümkün olduğunca anlatılmaya çalışılmıştır.

            Osmanlı döneminde önemli merkezlerden biri olan Tosya şehri, bugün Kastamonu iline bağlı bir ilçe konumundadır. Bu bölgenin dikkat çeken bir yönü de eskiden beri olduğu gibi önemli yollar üzerinde bulunmasıdır. İşlek yollar üzerinde bulunması bölgeye olan önemi arttırmıştır. Ticaret yolları üzerinde olan şehirler her zaman imar faaliyetlerinin gelişmiş olması bakımından dikkat çekmektedirler. Tosya şehri sırasıyla Selçuklular, Candaroğulları ve Osmanlı hâkimiyetine girmiş, konumu bakımından üzerinde önemle durulmuş, taşra bölgesi olmasına rağmen özellikle Osmanlı imar faaliyetlerinin bu bölgede diğer devlet ve beyliklere göre fazla olmasını sağlamıştır. Maraşlı Abdurrahman Paşa’nın yaptırdığı ve kendi adını verdiği camii bunun en güzel örneğidir. İncelemelerimize göre bu bölgede Horasan’dan gelmiş olan evliyaların gelmiş olduğunu da görmekteyiz. Şehirdeki dini mimari özellikleri tamamen Osmanlı döneminin etkisi altında kalmıştır. Bunun dışında hakkında fazla bilgi bulunmayan türbelerden de bahsedilmektedir. 1943’te Tosya’da meydana gelen büyük depremde bu mimari eserler büyük ölçüde zarar görmüş ve zarar gören yerleri halk tarafından yeniden onarılarak ayakta kalmaları sağlanmıştır.

            Hakkında fazla araştırma yapılmamış olan Tosya ilçemizi bu makalede elimden geldiğince tanıtmaya ve bilgi vermeye çalıştım. Ulaşabildiğimiz kaynakların yetersiz olduğu görülmektedir. Bu bakımdan tarihi eski dönemlere dayanan bu ilçemiz hakkında daha ayrıntılı, daha kapsamlı ve daha geniş çalışmalar yapılması gerekmektedir.

 

  

KAYNAKÇA

Ergi, 1997

İ. Ergi, Tosya Ekonomi, (Kastamonu 1997).

Ergi, 1981

İ. Ergi, Tosya Camileri, (Ankara 1981).

Gökoğlu, 1952

A. Gökoğlu, Paphlagonia Gayri Menkul Eski Eseleri ve Arkeolojisi, (Kastamonu 1952).

Ergi, 1986

İ. Ergi, Tosya Evliyaları ve Türbelerimiz, (Ankara 1986).

Bektaşoğlu, 2010

M. Bektaşoğlu, Tosya Turizm Rehberi, (Ankara 2010).


[1] Ergi, 1997, 2

[2] Ergi, 1997, 2

[3] Ergi, 1997, 3

[4] Ergi, 1997, 3

[5] Ergi, 1981, 6

[6] Ergi, 1981, 8

[7] Gökoğlu, 1952, 228-229

[8] Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, .Cild I, 169

[9] Ergi, 1981, 20

[10] Ergi, 1981, 23

[11] Ergi, 1981, 25

[12] Ergi, 1986, 11

[13] Ergi, 1986, 17

[14] Ergi, 1986, 21

[15] Bektaşoğlu, 2010, 44

[16] Bektaşoğlu, 2010, 45

[17] Bektaşoğlu, 2010, 45


Yorumlar - Yorum Yaz